Akdeniz mavisi uslu durmaz. Kimi zaman bir kadehin gövdesinde koyulaşır, kimi zaman desenli bir tabağın kenarından geçip masanın tamamına yayılır. Blue Koleksiyonu da maviyi tek bir renge indirgemiyor; onu turkuazdan kobalta uzanan, farklı desen ve dokular arasında dolaşan canlı bir karaktere dönüştürüyor.
Bu sofrada parçaların eksiksiz biçimde eşleşmesi beklenmiyor. Tam tersine, farklılıklar masaya davetli. Desenli tabakların yanına renkli camlar, dokulu tekstillerin üzerine beklenmedik tonlarda peçeteler geliyor. Mavinin arasına giren turuncu bir mum, pembe bir çiçek ya da limon sarısı küçük bir obje, bütün kompozisyonun yönünü bir anda değiştirebiliyor.
Masanın merkezini büyük ve gösterişli bir aranjmanla kapatmak yerine, bakışın üzerinde gezinebileceği küçük duraklar yaratın. Biri kısa, diğeri uzun iki vazo; farklı formlarda birkaç mumluk; limonlarla dolu seramik bir kase… Mevsim çiçeklerini tek bir yerde toplamak yerine masanın farklı noktalarına dağıtın. Böylece sofra hem daha hareketli görünür hem de karşılıklı sohbet için alan kalır.
Balkonlarda Akdeniz Esintisi
Akdeniz sofrası kurmak için deniz manzarasına ihtiyacınız yok. Küçük bir balkon, desenli bir masa örtüsü ve güneşi yakalayan mavi bardaklar yeterli bir başlangıç olabilir. Alan dar olduğunda masayı kalabalıklaştırmak yerine dekorasyonu çevresine yayın: sandalyelere renkli minderler ekleyin, fenerleri zemine yerleştirin, servis parçalarını yakınınızdaki küçük bir sehpanın üzerine taşıyın.
Güneş çekildiğinde mavi camlar bu kez mum ışığını yakalasın. Blue Koleksiyonu’nun desenleri arasında kurulan bu sofra, şehrin ortasında kendi Akdeniz’ini yaratmak isteyenleri günün biraz daha uzun, sohbetlerin biraz daha renkli olduğu bir dünyaya davet etsin. Zsa Zsa Zsu’nun Kingdom of Sun’ındaki gibi.







